Uzun zaman oldu yazmayalı, sürç-i lisan olursa şimdiden affola.. Başlığı normalde “Herkesin bir anısı olmalı babasıyla” diye koyacaktım fakat alttaki videodaki gibi bir şey gelir aklınıza diye “gurur” kelimesini ekledim araya..

Yukarıdaki videoyu izlediyseniz ne demek istediğimi anlamışsınızdır, video bitti ve burayı okuyorsanız yazımın devamını şu jenerik müziği ile okumanızı isterim: https://www.youtube.com/watch?v=DRnTCkDkt7k

Benim babamla gurur duyduğum en güzel anım lise 4’te başıma geldi, ne güzel bir anıdır ki anlatmaya başladığımda gözlerimin içi güler, ne güzel anıdır ki aklıma her gelişimde kalbim yuvasının duvarlarını yumruklar, buradan babama onu çok sevdiğimi söylemek istiyorum, ardından yazı dizime başlayabilirim.

Biraz önce de belirttiğim gibi lise 4 zamanıydı. Ailevi problemlerden ötürü not ortalamam 70+ olan okul ile ilişkimi bir türlü sağlayamadım, keza lise 1’de de 64 gün devamsızlığımı raporlar ve izinlerle doldurmuştum, sakın yanlış anlamayın, kesinlikle başarısız birisi olduğumdan değil; başarımı beni tanıyan herkese sorabilirsiniz, dediğim gibi hayat her zaman güzel gitmez ki o zamanlar da bizim için güzel gitmiyordu. Gerek maddi gerek manevi anlamda çektiğimiz zorluklar ve sınıfımdaki insanların kutuplaşmasından dolayı doğan asosyalliğimdendir ki birkaç defa okulu bırakma kararı almışlığım var. O zamanları atlatmamı sağlayan en büyük dostum Muhittin Taylan Kaya’ya da milyonlarca kez teşekkür ederim varlığı için, her ne kadar zamansız ayrılıp büyük bir boşluk bırakmış olsa da ruhumda hala nice göz yaşlarıma sebeptir onunla olan anılarımız, dayanışmalarımız, dostluğumuz. Bu kısmı uzatırsam konudan şaşar yazı dizimi tamamlayamam, velhasıl kelam hiç de çıkmak istediğim bir kısım değil bu kısım. Hayatımın en güzel anlarını yaşadığım kişidir benim, can dostumdur, “Bizi sadece ölüm ayırsın!” diye yemin ettiğimiz ve bizi gerçekten ölümün ayırdığı insandır MTK benim için, yerini kimsenin dolduramayacağı bir boşluk vardır bu naçiz hayatımda. Ölümü sıcak kılan tek kişi olmuştur bugüne dek, açıkça söylemek gerekirse ölüm kelimesinin anlamını kör bıçakla bedenime kazımıştır bu şahıs, seninle geçirdiğimiz günlerin her birine ne kadar şükretsem azdır aziz dostum.

Nerede kalmıştık? Heh tamam, lise 4’te okulu bırakma kararlarım vardı, dersin ortasında sınıftan çıkıp günlerce okula gitmeyişim bile. Biz o sıralar ha battık, ha batacak durumdaydık. Pazarcılık mesleğini bazı durumlardan ötürü bıraktık ve bir bakkal dükkanı açmıştık. Kışa doğru yol alırken okulu bırakma kararımı desteklemeyen babam bir gün yine “Okulu bıraktım baba, bir daha gitmeyeceğim.” dediğimde destek oldu ve “Hadi madem, manav olacaksan araba lazım sana.” dedi ve kapattı bakkalı galeriye götürdü beni. Eski bir pikap bulduk, adamla pazarlık yaptı anlaştı falan ben seviniyorum, ne de olsa okulu bıraktım ve manav olacağım, para kazanacağım sonra öyle öyle ilerleyeceğim falan. Aynı gün pikaba 10 çuval kadar patates doldurduk ve yola koyuldum, yanımda kuzenim burak vardı sanırım, tam hatırlamıyorum. Bir köy gezdik satış yok, iki köy gezdik yok, üçüncü köyde 1 çuval sattım geriye kaldı 1 köy ve 9 çuval patates, o zamanlar Salihli’de oturuyoruz ve Taytan’a geçtik geri kalanını satmak için ama satış yok. Can dostum Taylan’ı aradım geldi, anlattım durumu, böyleyken böyle satış yok, cebinde olan parasını verdi, bende kasada olan patatesten sardım motorunun arkasına gitti. Salihli’ye döndük, babam kasaya baktı, getirdiğim paraya baktı iş yok… Aldı arabayı gitti tüm patatesi sattı geldi. Ben ister istemez yerin dibine girdim, bir laf vardır, yiyemeyeceğin y*****ın altına yatmayacaksın diye, ben yatmış bulundum. Ertesi gün babam sabahtan kalkıp üniformalarımı ütüleyip asmış kapıya, kaldırdı bir güzelce. Zaten durum her şeyi anlatıyordu, babam üstüne özlü sözünü patlattı, “Dirsek çürütmek oğlum, her şeyden güzeldir, sen dirseklerini çürütmeye devam et.”

Sonra mı? Sonrasına da geleyim..

Sonra biz battık. Dükkan battı, iflas etti. Sattığımız malı yerine koyamadık, en son devren sattık dükkanı. 1-2 hafta içinde babam asıl mesleği olan yağlı boyacılığa döndü, işler yolunda gitti ilk sene de kendi ekibini kurup götüreye iş almaya başladı. Şuan 1 evi ve 1 tane de güzel bir arabası var. Ben mi? Ben Paramedik oldum, Sağlık Bakanlığı için Simav 2 NOLU ASHİ 112’de çalışıyorum ve nişanlıyım. Ağabeyim üniversitelerini bitirdi ve KPSS’ye hazırlanıyor, annem evimizin baş köşesinde her gün muhteşem yemekler pişirip evi çekip çeviriyor, Allah’a bin şükür yuvarlanıp gidiyoruz. İşte benim babamla ilgili anlatacağım en gurur verici anım budur. He bu arada arabayı almamış aslında, zaten her şeyi tahmin etmiş, galerici tanıdığıymış ertesi gün geri götürdü arabayı. Allah babalarımızı başımızdan eksik etmesin arkadaşlar, onların kıymetlerini bilin.

Çınar
8 Ocak 2018

Nedir?

Sıradan ya da çok özel bir insanı ele alalım.. Onun en büyük başarısı nedir, ne olabilir hiç düşündünüz mü? Mesela bir futbolcunun en büyük başarısı dünya yıldızı seçilmek, bir şarkıcının en büyük başarısı ise müzikleri en çok satılan ya da dinlenen olmak mıdır? Ben bunlardan bahsetmiyorum, kariyer başarısı değil sormak istediğim. Karakteristik başarı.. Bir insanın en büyük karakteristik başarısı nedir?

Aslında birçok cevap var bu konuda. Mesela benim en çok başarılı olmak istediğim konu olan sabır bu cevaplardan birisi.. Bir başka cevap ise dürüstlük, bir diğeri hoşgörü.. Yani ahlaki olarak iyi olan ne varsa..

Belki de en sadeleşmiş haliyle bir insanın en büyük başarısı iyi bir insan olmaktır diyebilirim.

Çınar
26 Eylül 2017

Konuya nasıl başlasam bilemiyorum.. Hissiyatımı yansıtacak hiçbir kelime yok şuanda.. Dün hastalıktan başımı bile kaldıramıyordum ve şuan oldukça iyiyim. Küçük ağrılarım olsa da bunlar beni yıldırabilecek şeyler değil. Bir anda fenalaşmamdan dolayı günün yarısını hastanede geçirdim ve en ağrıma giden şey ise ne fiziki durumum ne de psikolojik bunalımımdı.. En ağrıma giden şey 9.9.17 tarihinde sözlendiğim Kübram’ın yüzüne başımı kaldırıp bakamamaktı.. Evet, en ağrıma giden durum buydu. Etrafımda fır döndü gibi koşuşturan, ateşimin çıkmaması için sürekli müdahale eden, defalarca kusmama rağmen bir an bile bundan iğrenmeyen Kübram..

Başımı kaldırıp yüzüne bakamayacak kadar halim olmamasından ötürü mahcubiyetim var sana, rahatsızlığım verdiği ani tepkilerime ses etmediğin için teşekkürlerim borçtur sana. Hastalıkta sağlıkta kelimesinin anlamı buymuş, bunu öğrendim. Sevince böyle oluyormuş, bunu öğrendim.

Seni seviyorum…

Çınar
14 Eylül 2017
İnsani ve kişisel kusurlardan utanmayın

Biraz geçmişe dönerek başlayacağım bu denememe, lise hayatıma..

Lise 2 veya 3, pek hatırlamıyorum. Ailevi ve maddi olarak bir takım zorluğun içindeyiz, annem sabahları kahvaltı hazırlasa da kalkıp yemezdim, hala aynıdır, hala erken saatlerde kahvaltı yapamam. Bunun yerine okula gelip okuldaki sıcak poğaçalardan (poğaçalar sıcak olunca çok güzel gidiyordu mideye) en az 2 en fazla da 3 tane yer karnımı doyururdum. Karnımın doyduğunu bilmeme rağmen genellikle 2. derse girdiğimizde (kahvaltıdan ortalama 1 saat sonra) midemde bir guruldama meydana gelirdi. Siz deyin mide gurultusu ve ben diyeyim Gök Tanrı savaşı.. Öyle bir gürültü geliyor midemden ve ben de bundan oldukça çekiniyorum. Ben bu durumdan çekindikçe stres basıyor bu sefer de koltuk altlarım terlemeye başlıyor, sol koltuk altım sağ koltuk altıma göre daha fazla terler benim, ter bezlerimdeki anormallikten ötürü bir durum. Yani karnım tok olmasına rağmen midemde bir gurultu, ardından stresle gelen terleme olayı kısır döngü olarak birbirini takip ediyor. Bu durumu çözmek için yediğim poğaça sayısını yükseltmeyi denedim, poğaça yerine tost yemeyi denedim hatta ve hatta evde kahvaltı yapmayı bile denedim ama tek başıma çözemedim. Bu stresi 1 ay kadar yaşadım, stresimin sebebi de acaba karnımın gurultusunu başkası duyuyor mu, duyuyorsa aç olduğumu falan düşünmesinler diye… Neyse sonunda aklı başa devşirdim ve hastaneye gittim, anlattım doktora durumu, adam oldukça sakin ve önemsizmiş gibi dedi ki “gastrit var”. Gastrit? Bu mudur yani, benim onca stresimin tek sebebi gastrit mi? 2 ilaç yazdı birisini kullandım bir süre ardından onu da bıraktım, diğer ilaç zaten bulantı ilacıydı gerek yoktu kullanmaya. Neyse gel zaman git zaman derken ben bu durumdan çekinmemeye başladım, ben çekinmemeye başladığımda midemdeki gürültü azaldı, o an fark ettim ki benim olayım stresmiş, bunu anladığım anda tedaviyi de bulmuş oldum.

Lise zamanlarımda henüz karakterim yeni yeni otururken bu gibi bir durum yaşadım. Ardından üniversite hayatına geçtiğimde işim gereği sabah erken kalkıp Küçükbakkalköy’den Mecidiyeköy’e gidiyordum, ofis katımız 8. kattaydı ve asansör çoğu zaman dolu olduğu için o katları birbir çıkmam gerekiyordu. Bunun sonucunda ise deli gibi terlemiş oluyordum, bu durum ister istemez can sıkıcı oluyordu, herhangi bir çanta taşımadığımdan dolayı deodorant da taşıyamıyordum yanımda. O yüzden ofise girmeden önce 5 dakika soluklanır ve terimin kurumasını beklerdim. Yine aynı bu şekilde bir gün terimi kuruttum ve masamın başına geçtim, ardından çok sevdiğim kişiler arasında yer alan Burak abi geldi ofise ama nasıl geldi görmelisiniz, mavi gömlek giymiş ve gömlek tabiri caizse sırtına yapışmış. Gömleğin önü bile ıslaktı, “abi” dedim, “su falan mı döküldü üstüne”, “yok lan ben çok terliyorum” dedi. O an anladım insani kusurlardan çekinilmemesi gerektiğini. İnsan vücudu bu, aşırı yüklenirsen elbet ki terler ve oldukça normal bir durumdur. Terlemek ayıp değil, çok fazla terlemek de ayıp değil hatta cımcılık olmakta ayıp değil, bu gibi durumlarda rahat olun, çok terliyorsanız kendinize iş yerinizde veya aracınızda bir deodorant ayarlayın, teriniz kurumadan bolca sıkın vücudunuza uygun bir yerde, terden ötürü gömleğiniz ıslanmış ama tişörtünüzde tuz lekesi olmuş çekinmeyin. Bunlar insani kusurlardır, herkeste olabilir ve yadırganamaz. Yadırgayan insanlar varsa da doğrusunu gösterin ki böyle bir ayıp yapmasınlar..

 

Çınar
13 Eylül 2017
Seyahat Planım…

Çok uzun zamandır istediğim ve 1 kişi hariç kimseyle paylaşmadığım bir plan, güzel ve uzun bir gezi. Nihayet gitme kararımı aldım, Pazar günü sabah 8 civarında evden motorum ve çadırımla çıkış yaparak aşağıdaki haritada işaretlediğim yerleri görmeyi planlıyorum.

Güzergahım şu şekilde:

harita

Yukarıdaki güzergaha göre ilk durağım Bodrum olacak, Salihli’den Bodrum’a gitmek yaklaşık 4-5 saat belki de ortalama hızıma bağlı olarak 6 saat olacağı için ilk molamı Kuşadası’nda vermeyi planlıyorum. Kuşadası’nda öğlen kahvemi içtikten sonra bir şeyler de atıştırıp Didim’e doğru yola çıkacağım. O anki yorgunluk durumum ya da ruh halime bağlı olarak Didim’de mola verebilirim ya da doğrudan Bodrum’a geçebilirim. Bodrum’a geldiğimde ise Bodrum’da bulunan 5 kamp alanından bana en uygun olanına yerleşip ilk günümü orada geçireceğim. Tabii ki konaklamadan önce Bodrum’un ne kadar gezilecek yeri varsa oraları gezeceğim, ardından ise illa ki hafif bir yorgunluk çökecek ve tahminen saatler 11’e doğru yaklaşacak. Bu saatlerde çadırımı kurabileceğim yere gidip telefondan biraz dizi izleyip yatacağım. Tahminime göre doğanın muhteşemliğinden ötürü saat 7 civarında vuran ilk ışıklarla uyanacağım. Bu uyanıştan sonra büyük ihtimalle yolumu Marmaris’e doğrultacağım ve yine büyük ihtimal kahvaltımı Marmaris’te yaparım. Marmaris’in de gezilecek yerlerini gezdikten sonra ver elini Dalyan…

Dalyan’da ilk ziyaret edeceğim nokta 2800 yıllık bir tarihe sahip olan Kaunos Antik Kenti olacak.

kaunos antik kenti dalyan

Yukarıdaki fotoğraf bahsettiğim yer olan Kaunos Antik Kenti’ne ait. Burada bol bol fotoğraf çekileceğim, video da çekebilirim belki. Kaunos’un alttaki yerlerinin de çoğuna gitmeyi planlıyorum.

Dalyan_caunos_map

Kaunos ziyaretinden sonra güzergahımın sonraki durağı olan Dalaman’a geçiş yapacağım.

Ardından ise yine tarih kokan bir yer olan Telmessos’a gitmeyi planlıyorum.

Telmessos

Geceyi Dalaman’da geçirmeyi planlıyorum bu arada, 2. gecemin konaklama yeri Dalaman olacak gibi ama elbette o anki ruh halime bağlı değişkenlik gösterebilir. Dalaman’dan sonra sırada hayatım boyunca en çok gitmek istediğim yerlerden birisi olan Ölüdeniz!

Fethiye tarafında gezilebilecek çok fazla tarihi alan var, hangisinin fotoğrafını eklesem bilemiyorum, orada olduğumu düşünmek bile pekala bir heyecan patlaması yaşatıyor minnak kalbimde.. Fethiye’de ilk gideceğim yer yine tarihi alanlar olacak, bu alanların en başında ise Kayaköy geliyor.

Kayaköy

Kayaköy

Kayaköy gezisi ardından ise Fethiye Kral Mezarları’na gitmeyi düşünüyorum.

kral mezarlari

Kral Mezarları yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz yer. Ne muazzam!

Ardından diğer durağım olan Kaş’a doğru ilerlerken Pınara Antik Kenti ve Tlos Antik Kenti’ni ziyaret edecek gibiyim. Bu arada saatin kaç olduğuna bağlı olarak konaklamamı Fethiye’de ya da Kaş’ta yapabilirim, bu konuda net bir durum söz konusu değil şuanlık.

dalaman

Yukarıdaki fotoğrafın bulunduğu yer Kaş’taymış, bu alanı görmezsem gezimi tamamlamış sayılmam. O yüzden Kaş’ta uğrayacağım ilk yerlerden birisi yukarıdaki fotoğrafın çekildi yer…

Gezimin sondan 2. durağı ise Antalya merkez. Antalya’da gezilecek onlarca yer var, buraları gezdikten sonra Antalya’da konaklamayı planlamıyorum, yönümü eve çevirip yolumun üstünde olan Denizli’de bulunan Pamukkale travertenlerine gideceğim. Bu kadar yakınımda olmasına rağmen hala görmediğim bir yer travertenler.

pamukkale traverten

Pamukkale travertenleri de ziyaret ettikten sonra eve 150km’lik bir mesafem kalıyor. Bu mesafeyi katettikten sonra benim de herkese anlatabileceğim güzel bir tatil öyküm olacak, elbette sağ salim gelmek nasip olursa.

*Ek not, yazının başında ve Twitter’da Pazar sabah 8 olarak plan yapmıştım fakat Cumartesi akşam sözüm olduğunu ve misafirlerimizin olacağını düşünürsek bu plan Pazartesi sabah 8’ine kalabilir. Ne de olsa benim için gelen misafirleri Pazar günü bırakıp da bir yerlere gezmeye gidemem. Elbet ki bahsettiğim kişi kuzenim Burak, yoksa diğerleri hep geri döner. O sıkıntı yapmayacak olursa Pazar sabahı, gönül koyacak gibi olursa ise Pazartesi sabahı bu geziye çıkmayı planlıyorum. Oldukça kısıtlı bir bütçe ile oldukça eğlenceli bir tur yapmayı planlıyorum, büyük ihtimal maddi olarak rahat etmesem de gezdiğim yerlerin her birine değecek anılar biriktireceğim. Bu gezi sonunda ise mutluluğun para değil benzinden ibaret olduğunu kanıtlayabilirim gibi geliyor. Ne de olsa benim için önemli olan güzel yemekler yemek değil güzel anılar biriktirmek. Belki bazı yerlerde kuru ekmeğe talim ederim ama adım gibi eminim ki muhteşem bir anı olacak benim için. Belki ileride çocuklarıma bile anlatabilecek olduğum… Düşünsenize, babamın yaşına geldiğimde Türkiye’nin her yerini gezmiş birisi olabilirim, herkese gidilebilecek yer tavsiyesi sunuyor olabilirim, bu benim için bir özelliktir, bu gezi ise yaşımın en uygun olduğu zamanda yapmam gereken bir hareket..

Çınar
8 Eylül 2017
Mucize mi? Gökyüzüne bakın

Hiçbir şeyin umrunuzda olmadığı bir an vardır, en azından artık öğrendim, varmış. Açık kasa transitin kasasında gece yarısında annenizin kucağına uzanıp bulutsuz gökyüzünü izlerken anladım, benim hiçbir şeyi takmadığım an tam da bu anmış.

O kadar güzel bir manzara var ki önümde yazmazsam olmazdı, unuturdum hissiyatını. Doğrudan kaleme yapışmadım elbette, önce keyfini çıkardım uzunca, sonrasında ver elini Beyaz’a…

Havanın soğukluğunu kıran sıcaklık annemin dizinde oluşumdan ibaret, tıpkı 4 aylıkken dizlerinde sallandığım an kadar huzurlu şuan. İnsan yapımı bir tenekenin kasasında bu kadar zevk aldığımı hatırlamıyorum, her ne kadar yol aydınlatma ışıkları ve yüksek binalar anı mahvetmeye çalışsa da annemin sıcaklığı ile gökyüzünün muhteşemliği izin vermiyor bu duruma. İnanın bana, yanımdan geçen kamyonlardaki ineklerin tezek kokusu bile mutluluk hormonu benim için şuanda. Onlarca büyük derdimin yanında tüm doğallıklar adeta uyuşturucu etkisi yaratıyor gönlümde. Morfin almışım da hayatı toz pembe görüyorum gibi.

Bu satırları yazmak, bu kelimeleri dokumak… Yıldızlar iğnem oldu gökyüzü ipliğim. Her harfimde yıldızların işçiliği ve gökyüzünün kalitesi… Belki siz hissedemiyorsunuz şuan ama kelimeler inanın bana, kifayetsiz benim için. İçinde bulunduğum an nirvanalarımdan birisi ve bu anın daha fazla tadını çıkarmak için bırakıyorum artık kalemimi..

Yıldızlarda görüşürüz…

Çınar
20 Ağustos 2017
Kim daha yalnızdır?

Çok yazdım, çok sildim. Sitem de ettim, yakardım da.. Sonuç; geriye kalan tek satır başlık…

Çınar
15 Ağustos 2017
12345...Son »

metin2 bilişim