Bugün bir arkadaşım ehliyete başvuracaktı ve evrakları tamamlanması gerekiyordu. Sabah 9.30 gibi bindim motora gittim, hava da buz gibi. Neyse buluştuk, fotoğrafını çektirdik, kan grubunu öğrendik poliklinikten sıra geldi sağlık ocağına gitmeye. Şehiriçi otobüsünü beklerken benim bu akıllı arkadaşım tutturdu sağlık raporunu dolduralım diye, bulunduğum yer ise otobüs durağı! Şöyle dedim: -Sağlık ocağında kalem yok mu? Orada doldururuz şimdi doldurmak niye. Aldığım cevapsa çok güzel bir cevaptı, hayatım aydınlandı bu cevabı duyunca, o kadar bilge bir cevaptı ki hazır olun söylüyorum, bir yerlere tutunun hemen. -Keşke gelmeseydin! Bu cevabı duyunca gerçekten düşündüm, dedim ki bu cevabın üstüne ne yapayım ben? Hiçbir şey yokmuş gibi yapayım devam mı edeyim yanında durmaya, yoksa olmaz kardeşim bu ne nankörlük ne terbiyesizlik deyip çekip gideyim mi diye. Düşündüm ve sonunda bir şey deme gereği duymadım, “Hadi görüşürüz.” dedim çektim geldim. Sanırım yapabileceğim başka da bir şey yoktu. Gelmedim saysın o arkadaş… Edit: Konuştuk hallettik, belki o an “Yapacak bir şey yok katlanacaksın.” desem lafı bile olmazdı bu olayın. Var benim de böyle sinirli hallerim işte, zamanla atlatırım inşallah :)

Çınar
2 Aralık 2016

Merhaba arkadaşlar, 18 yaşımı doldurur doldurmaz araba ehliyetimi almıştım ve sıra motordaydı. Aktif olarak motor kullanmamdan dolayı artık motor ehliyetini de alma gereği duydum ve bugün sadece fiyatlarını sormak için Salihli’ye gittim. İlk girdiğim yerde 420₺ fiyat verdiler. Kredi kartına 2 taksit seçeneği ile bu ücreti ödedim ve gerekli evrakları aldım. B sınıfı varken A2 almak için gerekli evraklar şunlarmış: 4 adet biyometrik fotoğraf Sağlık raporu (biyometrik fotoğraflı) Adli sicil kaydı (Sabıka kaydı) İkametgah 2 adet kimlik fotokopisi 2 adet ehliyet fotokopisi Yukarıdaki belgeleri yarın ayarlayacağım ve başvurumu tamamlayacağım. Allah’ın izniyle de Kasım sonunda motor ehliyetim de olacak :) Gelecek ne kadar tuttuğuna… 420 ₺ kursa yatırdım 133.70 ₺ Vergi dairesi harcı 108.5+20 ₺ Trafik harcı yatıracağım 70 ₺ direksiyon sınavı için yatacak. Ş.O. Harcı diyor 20 ₺, onun ne olduğunu bilmiyorum. Yani toplamda 770 ₺ civarı bir şey tutuyor B sınıfı varken A2 almak. İlgilenenlere duyurulur… Alta da almak istediğim motorun fotoğraflarını koyuyorum. 2015 ya da 2016 model Yamaha R25

Çınar
30 Kasım 2016

Hayat, kan bağınız olmayıp kardeşiniz olan insanları saniyeler ile sizden kopartacak kadar da vicdansız. Pazar günüydü… Ağabeyimle Salihli’nin girişindeki benzinlikte babamın arabasını yıkamaya gidiyorduk. Değirmen Odun Köfte’nin önündeki ışıklarda beklerken yanımızdan 45 SC plakalı kazalı bir araç çekicinin üstünde geçti… Aklıma kardeşim saydığım, tek dostum olan Muhittin Taylan Kaya’nın babasının, Ercan abinin, aracı geldi. Araç hurda yığınına dönmüştü, sağ önden vurulmuş şekilde, değildir dedim. Sıradan bir şekilde aracımızı yıkadık benzinlikte ve eve döndük. İçime tarifsiz bir sıkıntı girdi, bu gibi durumlarda her zaman kardeşimin -Taylan’ımın- yanına giderdim…Müsademi aldım ailemden, bindim arabaya yola çıktım. Durasıllı’ya, can dostumun yanına gittim. Gittiğimde dükkan kapalıydı, “Pikniğe de gitmezler, herhalde köye gittiler.” dedim ve Taylan’ımın gitmeyeceğini bildiğim için seslenmeye başladım komik komik. “Tayo! Muttin! Muho! Kanki! Hooop! Leeen! Eeeey! Alooo, bak bi!” Cevap gelmedi, komşu koştu geldi arabanın yanına verdi acı haberi: “Muhittinler kaza yapmış, babası, Ali (kardeşi) hastanede, Emine (annesi) de ona gitti.” Herhangi bir cevap veremedim, donup kaldım bi’ an. Sonra bastım geldim Salihli’ye. Nasıl geldiğimi bilmiyorum ama… Devlet Hastanesi’ne kaldırmışlar Ercan ağabeyi de Muhittin’i de. Ercan ağabeyin yanına girdim müşahede odasına. Kalça da bir kırık, göğüs kafesinde iki, ama durumu iyi. Muhittin’imin yanına çıkmak istedim, yoğun bakımdaymış, uğradım yukarıya. Tam ben yukarı […]

Çınar
14 Eylül 2016
Otobüs yolculuğu ve ben

Yok, gerçekten yok yani. Biz ikimiz net olarak uyuşmuyoruz. Birkaçtır Manisa – İstanbul arasını otobüsle gidip geliyorum ve her yolculuğum sonrası direkt olarak işe geçiyorum. Durum böyle olunca çok kötü bir yorgunluk ve rahatsızlık duyuyorum. Evet evet, sadece yorgunluk olsa neyse ama ben rahatsız da oluyorum. Özellikle saçma sapan bir hale giriyor ki vücudum ben buna hala isim koyamadım. Araba ve uçak seyahatlerinde ise hiç böyle bir şey olmuyor. Bunu sanırım uykusuzluğa bağlayacağım. Uykusuz kaldığımda ya da uykumu alamadığımda ruhum bedenimin için kaybolmuş gibi oluyor. O yüzden bundan sonraki seferlerimde mümkünse uzun yolları otobüsle almamaya karar kıldım. 2 misli olsun ama uçak veyahut otomobil olsun.

Çınar
25 Haziran 2016
Hayat asıl bana güzel…

Kaç zamandır kimle konuşsam ve keyif verici bir şeyler söylese yapıştırıyorum meşhur lafımı: “Hayat sana güzel!”. Bugün biraz düşündüm de değil, şimdi keyif yapan çoğu kişinin büyük bir derdi var: İş! “Okuyorum, babam bakıyor bana, hayat güzel, çiçekler açıyor, karnım aç değil, istediğimi alıyorum, istediğim yere gidip istediğim yeri geziyorum, orman ne güzel!” diyen akranlarımın çok büyük bir derdi olan işe ben hali hazırda sahibim. 2 yıldır çalışıyorum, sigortam yatırılıyor ve maddi anlamda yeterince rahattım büyük bir borcu (okul borcumu) ödüyor olmama rağmen. Tabii ki bu süreçte ailem de destek oldu. Neyse, şimdi iş diye bir derdim yok. Elimde imkanlarım da var, bileğime Paramedik gibi bir mesleği altın bilezik olarak taktım. Webmasterlık konusunda epey bilgim olduğunu, referanslarımın kabarık, portföyümün zengin olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Eskiden de kendime çok güvenirdim ama elimde net olarak bir şey yoktu, sadece kuru bir özgüven. Kuru bir özgüven ile büyük işler başardım, bugün bu konumda olmamın en büyük sebebi bu kuru özgüvenim bunu reddetmiyorum ama dediğim gibi, fark ettim ki her şeyin sonunda hayat bana güzel. Çünkü bu yaşımda kabarık bir CV’ye, geleceğim için de güzel bir mesleğe sahibim.

Çınar
11 Haziran 2016
Aptal Aptal İşler Bunlar…

Yahu, yanlış vardır, doğru vardır. Vardır yani, olaya dışarıdan bakabilseniz yanlışı da doğruyu da görürsünüz. Yanlış yapıp bir de kendinizi savunmayın. Kısacası aptal aptal işler yapmayın… Yanlışı yaptın mı? Yaptın. Uzatma, kes. Özrünü dile, affedilmeyi bekle. Karşındaki affeder elbet. Ama yanlışı yapıp bir de kendini savunuyor bu arada karşındakine b*k atıyorsan “Karşındakini suçlamayı kes artık.” diye.. Hadsizsin o zaman arkadaş. S*çtın bari sıvama. Temizle geç. Dün 1, bugün 2. E o zaman hiç şüpheniz olmasın yarın 3, öteki gün 33 olur bunlar, gerek yok kimsenin canının sıkılmasına. Yanlışı doğru bilen kendi yanlışında boğulsun benim nazarımda, bu ben olsam da.. Bugünün özeti: Ne salak salak hareketler ediyosun sen ya? Ne salak salak hareketler ediyosun! Kaç yaşındasın sen? He, kaç yaşındasın? Dalyarak!!!  (Budalalığı yüzünden her zaman densizlik, küstahlık eden kimse) Sıktın bugün canımı da. TDK’deki açıklamasına göre kullandım, bakabilirsiniz: http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&kelime=DALYARAK  

Çınar
28 Nisan 2016
Düdüklünün ne işi var banyoda?

Bizim düdüklü tencerenin geleneksel rahatsızlık verici ıslığı yetmemiş gelmiş banyomuza misafir olmuş. Evet evet, bildiğiniz düdüklü tenceremiz çamaşır makinemizi ziyarete gelmiş, üstüne başına bi’ şey de almamış, kapağını da mutfakta bırakmış.. Şakası bi’ yana, biraz önce bi’ duş aldım ama ne duş. Bizim sular hoppadak kesiliverdi. Saat gecenin 11’i. E benim de duş almam lazım, 2 günde bir aldığım rutin duşlardan, saç baş komple bi’ temizlik yani. Baktım su gitti, sordum gelmeyecekmiş yarın öğlene kadar. Olmaz ki öyle, bu duş bugün alınacak arkadaş! Aldım… Eskiden anamız ağabeyimle beni soba üstündeki ıbrıkta ısıttığı su ile yine sobalı odada yani salonda leğenin içinde bir güzel yıkardı. Şöyle olurdu manzara… Ana ya, üşenmezdi. Haklı da kadın, ufacık bebeleriz biz nereden bilelim şofbeni çalıştırmayı, kendi kendimize duş almayı. Neyse gel zaman git zaman kendi kendimize duş alır olduk, büyüdük yani. Şimdi de o günleri yad ettim işte. Su kesik olabilir ama orada koskocaman damacana duruyor. “E anamız bizi yarım ıbrık sıcak su ile yıkıyordu vakti zamanında, şimdi biz bi’ düdüklü tencere sıcak suyla yıkanamıcaz mı?” dedim, “Haaaydi Bismillah!” deyip besmelemi çektikten sonra misafir ettim içi sıcak su dolu olan düdüklüyü banyomuza. Tabii leğen yok, artık leğen büyümüş küvet olmuş. “Alabildin mi duşunu?” diye soracak olursanız aldım valla, […]

Çınar
26 Nisan 2016
12345...Son »