4’ncü yıl… Hem 40 yıla hem de 4 saate eşit…


Öyle anlar oldu ki günler saniyeler gibi geçti, öyle olaylar oldu ki saniyeler yıllara dönüştü ve akmak bilmedi zaman.

Tam olarak 3 yıl önce bugün, tarih 1 Mayıs 2014’ü gösterirken, akrep kendisini 2’ye bağlayıp yelkovan 37’ye henüz yetişmişken ben, nam-ı diğer çapkın, artist, kızların “Brad Pitt misin be yavrum?” diye seslendiği o yakışıklı çocuk blogumun olmasını kullanarak hayatımın geri kalanını geçirmek istediğim kıza, Kübram’a bir yazı yazdım… Tamam tamam, artist değildim ama kızlar “Brad Pitt misin be yavrum?” diye sesleniyordu sokaklarda… Yemediniz mi, o zaman soslamadan vereyim, biraz çapkındım ama 2014 yılı için geçerli değildi bu… O sıralar YGS derdi vardı başımda ve ders çalışıyordum kendimce… Tam o vakit tanıştım Kübra ile ve ömrümün 3 yılını onunla geçirecek olduğumdan bihaber şekilde yürüdüm hatta koştum bu kıza. Dağlara pankartlar açtım sevgilim olması için ve hayatının en doğru şeyini yaparak sevgilim oldu (kendisi belki biraz farklı düşünüyordur ama kimin umrunda burası benim alanım üstadım). İşte o gün bugündür tamı tamına 3 yıl geçti ve bugün 4. yılımıza girmemizin şerefine şampanya patlattık karşılıklı olarak… Şaka şaka siz de her şeye inanıyorsunuz Kübram tesettüre girdi, ne şampanyası?

Hadi gırgır şamatayı geçip gerçeklere dönelim…

3 yıl önce bugün saat 2.37’yi gösteriyorken kendisiyle bir oyun oynadık… Öyle bir oyun ki bana oyunu sorduğu an kazanmış olacaktık tabii bizim kız bunu önce bi’ kavrayamadı ama sonrasında çaktı olayı, neyse aslında biz o gün sevgili olduk ama ben tüm hayatımı riske edip çok keskin bir uçurum kenarına “Sevgilim olur musun?” pankartı açtığım gün olan 9 Mayıs’ı baz aldı bizim akıllı. Hatta bir süre bunun tartışması bile oldu ama kabul etti sonunda mantıklı düşününce 1 Mayıs’ta çıkmaya başladığımızı. Neyse işte, 3 yıl önce bugün hayatıma girdi bu kız, 3 yıldır zaman öyle bir aktı ki bazen ışık hızında bazen kaplumbağadan yavaş… Ama aktı gitti sonuçta, bir kalabildik öyle ya da böyle. Hala öğrenemediğimiz çok şey var, çok kavgamız, anlaşamadığımız çok olay var, kırıcı durumlar ve kötü sözler sarf edilebiliyor ama hala ayaktayız, bu Çınar hala gölgesindeki o masum kıza aşık…

Demem odur ki, bazen sevginiz bile katlanamayabilir durumlara ya da aşkı unutursunuz zamanla anlaşma yoksa. Ama her ilişki en başından anlaşılarak ilerleyecek demek değildir bu, belki de her şeyin zamanı vardır ve biz o zamana hala gelmemişizdir, belki ilerisi için ders oluyordur bu olaylar, belki de büyük bir hata yapıyoruzdur birlikte olarak bunu yakın bir gelecekte anlayamayacağızdan eminim. Ama umarım birlikte kalmamızı sağlayan o bağ Allah’ın bir lütfudur bize, ayrıldığımızda yalnızlığı beceremiyor olmamız bir işarettir güzel bir gelecek için…

3 yılın sonunda, 4’e henüz yeni girmişken söylemek istediğim bir başka şey de şu: Ne olursa olsun sevin, sevgiyi tadın, acısı büyük olabiliyor hatta bazen çıldıracak gibi oluyorsunuz ama sevgisiz kalınca yaşadığınız o hisler emin olun en kötü acınızdan daha beter…

4. yılımıza birlikte girdiğim güzel kız, seni çok seviyorum, mor çiçeklere iyi bak.

Önceki yazım: Ulu Çınar'ın Altında Küçük Çınar'la Sohbet

Çınar
1 Mayıs 2017
1.126 görüntüleme
Ekmek Kırıntısı:
  • Anasayfa
  •  
  • Bloglamaca
  •  
  • 4’ncü yıl… Hem 40 yıla hem de 4 saate eşit…

  • Bu yazıya sen de bir yorum yapmak ister misin?

    metin2 bilişim