En kötüsüde araba yok
audi-r8-ve-seksi-kiz

Zaman… Daha 2 gün önce memleketim olan Salihli’de altımda araba cebimde para geziyordum. Kira, fatura, masraf derdi olmadan ailemin yanında yaşayıp gidiyordum. Elbette kendime göre dertlerim vardı da hepsi saman alevi misali yanıp sönüp geçiyordu ailem yanımda olduğu için. Şimdi ise ne Salihli kaldı ne Manisa.. Karşımda yeniden İstanbul var, iş var, okul var, dert var, tasa var. En önemlisi de araba yok. Arabayı geçtim kendime ait bir motorlu taşıtım yok. Motorum bile yok. Size biraz tuhaf geldi eminim, Salihli’deyken motosiklet kullanmıyordum çünkü, burada ise istediğim zaman istediğim yere gidebileceğim bir taşıt olsun da ister araba olsun ister motosiklet. Motosiklet istiyorum da onun içinde ehliyetim yok. Malum B sınıfı ehliyetle motor kullanma lüksümde bulunmamakta. Velhasıl kelam bana bir araç lazım arkadaşlar. Biraz önce naz niyaz eşliğinde babamdan istedim bakalım, hallederiz dedi. “Hallederiz, üzülme sen sıkma canını.” dediyse benim babam, halleder arkadaş. Aslında canımı sıktığım yokta, elimin altında bir motorlu taşıtımın olması her ne hikmetse iyi hissettiriyor bana. Canım sıkıldığında misal, güzel bi’ motorum olsa atlar giderim ağabeyimin yanına, o da olmadı alırım kız arkadaşımı çıkarım sahil yanına, dahası mı dahası ne yok ki. Bi’ motorum olsa misal, trafik çilesinden olabildiğince az etkilenirim, yetmediği gibi birde boş günümde pikniğe giderim Polonez Köy taraflarına. Eee bunlar içinde ehliyet şart sanırım, her ne kadar dikkatli olsakta elbet takılırız bir gün aynasızlara… Yahu şimdi nereden çıktı motosiklet aşkı Allah aşkına? Altı üstü iki kelam edeyim dedim konu geldi döndü dolaştı çıktı motora. Sevmem ki ben motoru, tehlikeli bir kere. Ama olsa da fena olmazdı hele…

Yazmaya başlama sebebimi unuttum bak şimdi. Sahi ne için başlamıştım ben yazmaya ki? Gerçekten unuttum çocuk misali. Neyse ben onu hatırlayadururken dışarıdaki kuş seslerini dinlemeye devam edeyim. Martı falan sanmayın heee, değil. Değişik bir kuş bu, cıvıl cıvıl bi’ şey sanki. Muhabbet kuşunun ötüşlerinden biraz daha tatlı ve hızlı… Eyvah, sanırım farkına vardım ben yazmamın. Baksanıza motor isteyip kuş seslerini dinlemeye başlamışım.. Sanırım ben yalnızlıktan yazmaya başlamışım. Ulan Ahmet, gelemedin hala. Bu arada Ahmet sınıf arkadaşım, Allah bozmasın aramız iyidir. Kendisi karşıdaymış şuanda, gelirim dedi kısa zamanda. Ne kısa zaman ama, 2 saat oldu metroya bindi anca. Ulan Ahmet, gel artıkta iki kelam edelim, biraz dedikodu yapıp birazda gelecekten bahsedelim.

Önceki yazım: Sadece Su

Çınar
23 Ağustos 2015
303 görüntüleme
Ekmek Kırıntısı:
  • Anasayfa
  •  
  • Bloglamaca
  •  
  • En kötüsüde araba yok

  • Bu yazıya sen de bir yorum yapmak ister misin?

    metin2 bilişim